bize daha neler borçlular neler.....

2007-07-10 23:37:00


Osmanlı'nın kahvesi Viyana'yı ünlü yaptı

Avrupalı kahve kültürünü Osmanlı’ya borçlu. 1683’te Viyana kapılarına dayanan Osmanlı Devleti’nin burada bıraktığı 500 çuval kahvenin hatırına Avrupalı bu keyifle tanışmış.

Cafe kültürü ve ünü dünyaya açılan kahveleri ile tanınan Viyanalılar, Osmanlı Devleti’nden ganimet aldıkları kahve ile Viyana’da ilk kafeyi açmış. Osmanlı’nın 1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması’nın ardından bıraktıkları kahvelerle, kahveyi tanımaya başlayan Avusturyalılar, Viyana’nın her köşesine açtıkları cafehauslarla, Avrupa’nın “kafe merkezi” olma yolunda hatırı sayılır bir unvan elde etti. Kuşatmadan sonra Viyanalıların barut sanarak yakmaya çalıştıkları 500 kahve çuvalını kraldan ganimet olarak isteyen Polonyalı Casus Johann Kolschitzky, bu kahvelerle 1684 yılında şehrin göbeğinde ilk kahvehanesini (Cafe Wien) açarak Viyanalılarla kahveyi tanıştırır. Osmanlıca bildiği için kuşatma sırasında casusluk yapan Johann Kolschitzky, acı olduğundan beğenilmeyen kahveyi tüm gayretiyle Viyana’daki soylulara beğendirmiş. Viyana Belediyesi ise bu tatlı hatırayı yaşatmak için, bir caddeye Polonyalı kahvecinin adını verir. Caddenin sonuna da heykelini diker.

İlk zamanlarda sadece erkeklerin gittiği kafelere, daha sonra bayanlar bölümü de eklenir. Aradan geçen zamanla bu mekânlar sadece kahvenin değil, kek, pasta ve tatlıların da servis edildiği, sohbetlerin koyulaştığı mekânlara dönüşür. Avusturyalılar sadece kahveyi Osmanlı’dan öğrenmemiş. Bugün birçok kişinin uğrak yeri olan kahvehanelerde satılan bir de ayçöreği var. Ayçöreğinin hikâyesi ise şöyle: Kuşatma sırasında bir aşçı, Osmanlı’nın simgesi olan yarım hilale benzeterek bir çörek yapar ve yerli halka dağıtarak sevdirir. O zamandan beri ayçöreği Viyanalılar için kahvenin yanında vazgeçilmez bir yiyecek olmuş. Bugün her Viyanalının bildiği bu hikâyeleri eğer bir gün yolunuz Viyana’da bir kahvehaneye düşecek olursa kendiniz de görebilirsiniz.

Viyana’nın en ünlü cafehauslarından biri olan Cafe Griensteidl’in müdürü Gabriele Haslauer, “Burası ilk kez 1847 yılında bugün cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan imparatorluk sarayı arkasında açılmış. 1897 yılında ise tekrar inşa edilerek bugünkü halini alarak birçok ünlü edebiyatçının da uğrak yeri olmuş.” diyor. “Bir Viyanalı için cafehaus ne ifade ediyor?” sorusuna “Viyanalıların sürekli uğradığı cafehauslar, kültürün ayrılmaz bir parçası şu anda. İnsanların gelip kahve içtikleri, arkadaşlarıyla buluştukları, iş görüşmelerini yaptıkları yerler olmuş. Sabahları içilen kahvenin yanında gazeteler okunur burada.” diye cevap veriyor.

Selçuk Şeker

09.07.2007

28
0
0
Yorum Yaz